Almanya, Avusturya ve İsviçre’de yaygın kullanılan Türk isimlerinin sosyal medyada ve sokak argosunda basmakalıp tiplemelerle hedef alınması göçmen toplumunda tepki yaratırken, uzmanlar bu durumun okullarda ve günlük yaşamda akran zorbalığını tetiklediği uyarısında bulundu.
TikTok ile Instagram üzerinden dolaşıma giren skeçlerde, göçmenlerin yoğun yaşadığı Avrupa kentlerindeki Z kuşağı belirli isimleri karikatürleştirerek aşağılayıcı kalıplara yerleştiriyor. Masum bir mizah iddiasıyla başlayan bu akım, kısa sürede eğitim kurumlarından kent meydanlarına kadar sıçrayarak Türk gençlerine yönelik dışlayıcı bir sokak jargonuna evrildi.
Kadın ve Erkek İsimleri Üzerinden Üretilen Klişeler
Söz konusu akımın hedefinde öncelikli olarak Türkiye’de yaygın olan Dilara ismi yer alıyor. Bölgedeki gençler arasında bu ad; sahte lüks ürünlere yönelen, abartılı makyaj yapan ve zengin erkeklerin araçlarına ilgi duyan kadınları niteleyen aşağılayıcı bir argo kalıp olarak kullanılıyor. Bu yaftalamanın erkek figüründeki karşılığı ise Mehmet ya da kısa adıyla Memo oldu. Dar paça eşofmanlar giyen, kiralık lüks otomobillerle gürültülü gezen ve kaba davranışlar sergileyen tiplemeler bu isimle etiketleniyor.
Bir diğer sorun ise diller arasındaki fonetik yakınlıktan kaynaklanıyor. Yaygın erkek adlarından Ufuk, Almanca ve İngilizce konuşulan çevrelerde küfürlü ifadelere benzeyen telaffuzu sebebiyle pasaport noktalarında, uluslararası şirketlerde ve kampüslerde alay konusu yapılıyor. Bu durum nedeniyle pek çok genç resmi işlemlerde ikinci adını veya kısaltmaları kullanmak zorunda kalıyor.
Sosyologlar ile dilbilimciler, geçmişte İtalyan ve Doğu Avrupalı işçilere takılan aşağılayıcı sıfatların günümüzde Türk isimlerine uyarlandığını belirtiyor. Milyonlarca izlenmeye ulaşan bu paylaşımların okul ve iş dünyasındaki önyargıları tırmandırdığını savunan göçmen dernekleri, içeriklerin dijital platformlarda sınırlandırılmasını talep ediyor.

