Bulgaristan Eski Dışişleri Bakanı Nadezhda Neynsky, Karadeniz hattında yaşanan insansız hava aracı hareketliliğinin ülkenin Münhasır Ekonomik Bölgesi’ne kadar uzandığını belirterek, Sofya yönetiminin NATO Antlaşması’nın 4. maddesini devreye sokması ve müttefikleriyle acil istişare sürecini başlatması gerektiğini bildirdi.
Bölgedeki deniz güvenliği ile seyrüsefer serbestisinin yerel ekonomi ve toplumsal refah üzerindeki etkilerine değinen deneyimli diplomat, Karadeniz’deki askeri hareketliliğin artık uzaktan izlenebilecek bir dış gelişme olmaktan çıktığını kaydetti.
Çatışmanın Bulgaristan’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’ne ulaşarak ulusal güvenlik tehdidi oluşturduğunu vurgulayan Neynsky, ülkesinin NATO Antlaşması’nın 4. maddesi uyarınca müttefikleriyle istişare talep etmek için tam ve haklı gerekçelere sahip olduğunu belirtti. 4. maddenin doğrudan 5. maddeyi tetiklemediğini hatırlatan deneyimli diplomat, Karadeniz’deki durumun artık uzak bir dış çatışma olarak görülemeyeceğini ve güvenlik endişelerinin NATO masasına taşınması gerektiğini ifade etti.
Karadeniz’deki seyrüsefer ve denizcilik güvenliğinin doğrudan ülke ekonomisini ve halkın refahını etkilediğine dikkat çeken Neynsky, son olaylarda kullanılan İHA’ların kaza sonucu değil, kasıtlı bir provokasyon ve hedefli bir saldırı amacıyla gönderildiğini savundu. Rusya’nın bu tür eylemlerle bölge ülkelerinde korku iklimi yaratarak iç tartışmaları alevlendirmeyi hedeflediğini belirten eski bakan, korkuyla alınan kararların tehlikesine işaret etti.
Sofya yönetiminin kriz karşısındaki tutumunu da eleştiren Neynsky, Ulusal Güvenlik Danışma Konseyi’nin toplanmakta geciktiğini vurguladı ve kamuoyunun sadece İHA’ların kime ait olduğunu değil, benzer olayların tekrarlanmaması için hangi somut güvenlik tedbirlerinin alındığını duyması gerektiğini ifade etti.
NATO Antlaşması’nın 4. ve 5. Maddeleri Arasındaki Fark
Kuzey Atlantik Antlaşması bünyesindeki 4. madde, üye ülkelerden birinin toprak bütünlüğü, bağımsızlığı veya güvenliği tehdit altına girdiğinde tüm müttefiklerin diplomatik çerçevede toplanarak istişare yürütmesini öngörüyor. Askeri bir müdahale zorunluluğu barındırmayan bu mekanizma, kriz anlarında stratejik ve siyasi bir uyarı işlevi görüyor.
İttifakın kolektif savunma maddesi olan 5. madde ise bir üyeye yönelik silahlı saldırıyı tüm üyelere yapılmış sayarak doğrudan ortak askeri karşılık verilmesini gerektiriyor.

