Kumluk ve çöl zeminlerine temas eden yıldırım akımları, sahip olduğu 30 bin santigrat derecelik ısıyla silika parçacıklarını anında eriterek fulgurit adı verilen cam tüplere çeviriyor; yüzeyin altında oluşan dallı budaklı bu yapılar kırılgan heykelsi kalıntılar bırakıyor.
Güneş yüzeyinden çok daha yüksek bir sıcaklığa ulaşan elektriksel deşarj, toprağa ulaştığı hat doğrultusunda kum tanelerini milisaniyeler zarfında sıvılaştırıyor. Yerin derinliklerine doğru yayılan elektrik akımının rotası boyunca soğuyan erimiş kumlar, içi boşluklu borular biçiminde sertleşerek yıldırımın izini koruyor.
Jeoloji ve arkeoloji alanındaki uzmanlarca yapılan arazi çalışmalarında tespit edilen bu doğal oluşumlar, elektrik akımının yeraltındaki yayılım güzergâhını ve arazinin mineral yapısını muhafaza eden somut jeolojik veriler sunuyor. Şeffaf ve sert nitelikteki kalıntılar, biçimsel özellikleri bakımından heykelsi doğal formlar sergiliyor.
Genellikle yüksek silis içeriğine sahip çöl arazileri ile sahil kıyılarında gözlemlenen söz konusu dönüşüm, deşarjın şiddetine paralel olarak yer kabuğunun metrelerce derinliğine ulaşabiliyor. Ani termal etkileşim sonucunda meydana gelen camlaşma, elektriksel boşalmanın doğada bıraktığı kalıcı jeolojik izler arasında gösteriliyor.

