Avusturya NATO Genişleme Komitesi Başkanı Günther Fehlinger-Jahn’ın Avrupa Birliği genelindeki otoyollarda azami süratin 100 km/s seviyesine çekilmesi yönündeki çağrısı uluslararası ölçekte tartışma doğururken, Avrupa Komisyonu yetkilileri otoyol hız düzenlemelerinin her üye ülkenin kendi ulusal inisiyatifinde olduğunu ve bağlayıcı bir ortak yasa tasarısı bulunmadığını duyurdu.
Sosyal mecralarda mart ayından itibaren gündeme taşınan söz konusu teklif; can kayıplı ve ağır hasarlı trafik kazalarının önlenmesi, akaryakıt tüketiminin kısılması ile petrol ithalatına bağımlılığın hafifletilmesi hedefleriyle gerekçelendiriliyor. Buna karşın teklif, halihazırda AB organlarının resmi gündem maddeleri veya mevzuat hazırlıkları arasında yer almıyor.
Birlik sınırları dahilinde tek tip bir hız kısıtlamasının yürürlüğe girebilmesi, Avrupa Komisyonu’nun hazırlayacağı teklifin Avrupa Parlamentosu ve AB Konseyi tarafından onaylanıp üye devletlerin mevzuatına aktarılmasını gerektiriyor. Komisyon değerlendirmelerinde ise yol yapısı, trafik yoğunluğu ve çevre koşullarına göre esnek belirlenen modellerin teknik açıdan daha uygun olduğu vurgulanıyor.
Avrupa Komisyonu, üye ülkelerin hız sınırlarını tek tipleştirecek bağlayıcı bir hukuki çerçevenin mevcut olmadığını belirtti.
Üye Ülkelerde Hız Uygulamaları ve Kamuoyu Yaklaşımı
Mevcut durumda birlik üyelerinin çoğunda otoyol sürat limitleri 110 km/s ile 130 km/s arasında seyrediyor. Almanya’da genel bir azami sınır bulunmayıp 130 km/s tavsiye niteliği taşırken, teklifin gündeme geldiği Avusturya’da da standart sınır 130 km/s olarak uygulanıyor. Hollanda ise emisyonları düşürmek ve hava kalitesini korumak gayesiyle günün belirli saatlerinde 100 km/s kısıtlamasını sürdürüyor.
Nisan 2026 tarihli kamuoyu araştırmasında katılımcıların %68’i mevcut 130 km/s sınırının korunmasını savunurken, 100 km/s kısıtlamasını destekleyenlerin oranı %11’de kaldı.
Avusturya Otomobil Kulübü (ÖAMTC) uzmanları, bireysel araç bazında sağlanan tasarrufun ülke genelindeki toplam yakıt tüketimine etkisinin kısıtlı kalacağını ve toplam tüketimdeki düşüşün yalnızca birkaç yüzdelik puanla sınırlı kalacağını bildirdi.

